Dıt dıt Pazarlaması
Cep telefonuna ilk sahip olduğumuz yıllarda, uzunca bir süre dıt dıt şeklinde bir gelen mesaj sesine sevindirik bile olurduk. Bir arkadaşınız size mesaj göndermiştir ve hemen bakardınız. Zaman içinde sağa sola cep telefonu numarasını bırakma hatasına düşüverdik. Bazı durumlarda mecburen yaptık bunu, mesela bankalar. Çünkü iletişim için gerekiyordu. Kimi mağazalar da numaramızı istediğinde çekinmeden verdik. Sonrası;
Dıt dıt, filanca mağazanın kampanyası.
Dıt dıt, filanca mağazanın falanca banka ile işbirliği neticesinde size özel 1500 taksit. İyi ama o banka kartım yok ki benim, hem ben 1100 taksit istiyorum.
Aslında çok şükür zamanında uyandım ve epeydir vermiyorum, verdiklerime tekrar gittiğimde sildiriyorum.
Ama şu bankalar konusuna engel olamıyorum bir türlü çünkü çalışma şekilleri arızalı. Bonus kredi kartımı iptal ettireli çok uzun zaman olmasına rağmen Garanti Bankası zaman zaman kampanya dıt dıtlarını gönderir durur. Bunu email ile de, telefon ile de belirtmeme rağmen sadece iptal ettik diyorlar. Hatta web sitesinden telefon numarasını silmeme rağmen durum değişmiyor. Çünkü dıt dıt listesine girmişiz, çıkamıyoruz.
Ve bir de ISTCELL‘imiz var, Turkcell’imiz var. Numaramız kendilerinden kaçamaz, iptal etme şansınız da yok. Aramızda tek taraflı bir aşk mevcut, bir gün yollamasa bile ertesi gün muhakkak bir kampanya ile bir hediye ile dıt dıt yapar.
Email için de benzer durum sözkonusu ama cep telefonu gibi sürekli yanınızda olmadığından ve açmadan çarçabuk silebildiğinizden ve kendilerine farklı bir adresi rahatlıkla verdiğinizden çok sorun olmuyor.
Kasım 14, 2008 No Comments
Akbil ve Elbil’i IETT Şoförlerinin Yolcu Adına Basması
Malumunuz İstanbul’da yaşıyor ve ulaşımda toplu taşıma aracı kullanıyorsanız cebinizde AKBİL taşırsınız. Olmadı beşibiryerde olarak tabir edilen Elbil kartından cüzdanınızda taşırsınız.
Son dönemlerde belediye otobüslerinde şoförler akbil taşıyor ve parası ile cüzi bir kâr karşılığında yolcu adına kendi akbillerini basıyorlar. Sanıyorum 1.5 YTL. Akbil ise 1.4 YTL düşüyor her basışta.
Otobüs durağa yanaşıyor ve bir bakıyorsunuz biniş anında bir kuyruk oluşuyor. Yolcuların önemli bir çoğunluğu şoförden almayı tercih ediyor. Elbette çok nadir kullanırsınız, başka şehirden gelmişsinizdir, Akbil’iniz biter, bunu anlayabilirim ama besbelli ki büyük çoğunluk sürekli otobüse binenler. Hatta işe gidip gelirken bunu yapıyorlar.
Bu şu anlama geliyor: Bu kişiler kendilerini İstanbullu, hatta şehirli olarak bile görmüyorlar.İstanbul’da yaşayıp, devamlı otobüs kullanan birisinin cebinde akbilinin olmaması başka nasıl açıklanır?
Kasım 14, 2008 No Comments
Artık Tuz Gölü Yok!
Doğa Derneği sitesinde gördüm bu yazıyı. Yıllardır kaç sefer niyet ettiysem de Tuz Gölü’ne gidemedim. O nedenle bir fotoğraf ekleyemiyorum. Hep bir aksilik çıktı. Bir keresinde hava fena halde bozmuştu Ankara’dan gitmek istediğimde. Söylenmiştim: kurumadan gidip görmem lazım diye. Bugün gitsem bir çöl ile karşılaşacağım demekki. Eski halini göremediğime mi, bugününe mi yanayım? Yoksa yarını için harekete geçilmemesine mi?
Ne kadar üzücü ve kahredici bir durum. “Milli Cehalet”imizin belgesidir Tuz Gölü ve diğer göllerin yok olması.
Doğa Derneği ve Atlas Dergisi Tuz Gölü’ne sadakat yolculuğu düzenleyerek yanlış su politikaları nedeni ile oluşan susuzluğa tepki gösterdi. Ankara, İstanbul, Konya ve çevre ilçelerden katılan 300′den çok Doğa Derneği gönüllüsü kurumuş göl tabanına uzanarak bedenleriyle “İmdat!” yazdı.
Suyun yanlış kullanımı nedeniyle tümüyle kuruyan 2 milyon yaşındaki Tuz Gölü gerekli önlemler alınmadığı takdirde tümüyle yok olma tehlikesi altında. Türkiye’nin 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biri olan Tuz Gölü, sanılanın aksine küresel ısınma sonucunda değil yanlış su politikaları nedeni ile kuruyor. Öyle ki, Tuz Gölü’nün yer aldığı Konya Kapalı Havzası’nda sulama faaliyetleri nedeniyle her yıl bir Tuz Gölü büyüklüğünde su israf ediliyor. Doğa Derneği ve Atlas Dergisi’nin bu yok oluşa dikkat çekmek üzere organize ettiği Tuz Gölü’ne sadakat yolculuğu çözümün mümkün olduğunu anlatmayı amaçlıyor.
300 kişi Tuz Gölü’nün üzerine “İmdat!” yazdı
Tuz Gölü’nün sesi olan Doğa Derneği gönüllüleri ve bölge halkı kurumuş göl tabanı üzerine uzanarak bedenleriyle “İmdat!” yazdı. Tuz Gölü’nün imdat çığlığını dünyaya duyuran Doğa Derneği eylemcileri, yok oluşun durması için bölge belediyelerini “Tuz Gölü’nü Koruma Birliği” kurmaya ve Devlet Su İşleri’ni Türkiye’nin su politikasını değiştirmeye davet etti.
Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken eylem sonunda yaptığı açıklamada, Tuz Gölü’ne yeniden hayat vermenin mümkün olduğunu, havzada ürün deseninin değiştirilerek vahşi sulama yöntemlerinin terk edilmesi ve damla sulama başta olmak üzere basınçlı sulama yöntemlerinin uygulanması gerektiği söyledi. Eken, “DSİ’nin bu yanlıştan bir an önce dönerek tüm Türkiye sathında suyun havza ölçeğinde yönetimini benimsemesi gerekiyor. Bugün harekete geçmezsek, çok geç kalacağız ve Orta Anadolu’da insan yaşamının yok oluşuna seyirci kalacağız” dedi.
Kasım 14, 2008 No Comments





























