Zevki Kadın Sıbyan Mektebi ve Çeşmesi
Zevki Kadın III. Osman’ın üçüncü eşidir. Mektep, 1169’da (1755) Zevki Kadın Çeşmesi ile birlikte yapılmıştır. Yapı günümüzde Fındıklı’da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimari Restorasyon Programı binası olarak kullanılmaktadır.
Aralık 2, 2009 No Comments
Nusretiye Camii
Sultan II. Mahmut’un, adına yaptırdığı Nusretiye Camii, Mimar Krikor Amira Balyan’ın eseridir. Barok üslubundaki cami kesme taş ve mermerlerden yapılmıştır. İlk olarak III. Selim tarafından yaptırılmıştır. II. Mahmut yanan camiyi yeniden yaptırmıştır. 1826 yılında ibadete açılmıştır. Aynı yıl padişah, Yeniçeri Ocağı’nı topyekün kaldırdığı için camiye Nusretiye adı verilmiştir.
İki şerefeli, zarifliği ile dikkat çeken iki minaresi vardır. Bu minareler tesbih ustalarına, tesbih imâmesi olarak ilham kaynağı olmuştur. Sebil ve muvakkithaneye de sahip olan caminin hünkar mahfili ve paşa dairesi görülmeye değer mimari özelliklere sahiptir. İç mekan hattat Mustafa Râkım’ın celî sülüs kalem işleriyle süslenmiştir. Kubbedeki altın varaklı ahşap kabartma oldukça gösterişlidir. Mermerden yapılmış olan mihrap ve minber bir dantel gibi işlenmiştir.
Yine, caminin sebil, Muvakkithâne ve kapı üstü celî ta’lîk yazıları ise devrin önemli hattatı Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi’nindir. Bu iki üstattan biri celî sülüs, diğeri ise celî ta’likte yazının pîri olarak, aynı caminin yazılarına imza atmışlardır.
Aralık 2, 2009 No Comments
İstanbul Eserleri
İstanbul’da bulunan tarihi ve kültürel eserlerin isimlerinin bulunması, harita üzerinde işaretlenmesi, etiketlerinin atanması, yapabilirsem özet bilgilerinin de girilmesini seri biçimde sürdürüyoruz. Bu konuda en büyük yardımcım İstanbul Ansiklopedisi olmakla birlikte, ansiklopediye girmeyen ya da oradaki bilgilerle tespit etmekte zorlandıklarım da oluyor. Burada daha çok bizzat yerinde görmüş, fotoğrafını çekmiş olmanın getirdiği bir avantajı kullanıyorum. Sanat tarihçisi ya da tarihçi yahut mimar olmamanın getirdiği bir dezavantajım olmakla birlikte, mühendis olmanın getirdiği bir avantajım da var. Farklı bir gözle bakabiliyorum.
Şaşkınım aslında. İstanbul’da işte tarihi diyebileceğimiz eser sayısı binlerle ifade ediliyor. Benim tespitim 1500′leri geçeli çok oldu. Son sayıya bakmadım. Bizim ilgi alanımız daha çok kamuya hizmet amacıyla kurulmuş eserler olmakla birlikte, tarihi kişiliklerin yaptırdığı ve kullandıkları da oluyor. Daha çok yolumuz var. Camilerden çeşmelere, su kemerlerinden tarihi kalıntılara, yalılardan köşklere kadar pek çok kategori mevcut.
Bu esnada en büyük yardımcım belediyenin şehir rehberi sitesi ve google earth. Şehir rehberinin hem arama fonksiyonları daha iyi hem de yakınlaştırmalarda görüntü daha net. Google Earth ise işaretlemeler, GPS koordinatlarının alınmasında kolaylık sağlıyor ve aynı zamanda lokalde sürekli ulaşabileceğim halde kalıyor.
Google Earth ekranım İstanbul üzerinde aynen şu şekilde duruyor:
Geliştirmeyi sürdürdüğümüz yapıda harita ekran görüntüsü 3 aşamalı olarak aşağıdaki gibidir. Burada işaretlediğimiz tüm noktalar olmamakla birlikte önemli bir çoğunluğu bulunmaktadır. Özellikle tarihi cami ve çeşmeler yoğunlukta ilk sırayı almaktadır. İlkinde eserler özellikle tarihi yarımada üzerinde çok üstüste biniyor. İkinci de bile öyle. Artık üçüncü de biraz daha rahat görünebiliyor.
Ocak 15, 2009 No Comments





































