Random header image... Refresh for more!

İçerik Geliştirme Üzerine Döküntüler

Bir süredir internetteki içerik üzerine kafa yoruyorum. İstanbulopedi projesinde nasıl bir içerik geliştirmeliyizden çıkıyor aslında. Bu doğrultuda başkaları ne yapmış diye araştırıyorum sürekli. Bu arada da genel manada internet içeriğimizin hal-i pür melalini de görüyorum. Kişisel sitelerde içeriği iyi olanlar var ama network sitelerinde durum pek iç açıcı değil. Forum tabanlı olanlar çöplüğe dönmüş durumda. Bu yazı daha çok kendi çıkarımlarımı toparlamak ve ne yapmam gerektiği konusunda kendime de yol göstermek; varsa hatalarımı görebilmek üzerine kişisel bir tartışma döktürüntüsüdür. İşin teknik yönü ele alınmamıştır, yanlışı doğrusu zamanla görülecek, iyileştirilebilir bir yazıdır.

İçerikleri kendimce sınıflandırmaya çalıştım. Web sitelerinde bunlar tek bir sınıf olduğu gibi ortaya karışık olarak da sunulabilmektedir.

Copy-Paste İçerik

Onlarca forum sitesi var ve birbirlerinin benzeri amaçlı kurulmuş ve birbirilerinin çoklukla aynı içeriklerine sahiptirler. Aynı durum blog siteleri için de geçerli. Sağdan soldan bulunma içeriklerin belirli kategoriler altında copy-paste yapılmışları. Altında teşekkür, harika mesajlarından öte eklenmiş bir cevabın dışında birşey pek olmaz. Ve işin garibi kimselerin bunları okuduğu yok, okuma ihtimalleri de yok; okusalar yahut anlasalar zaten copy-paste yapmazlardı. Pek çok bilginin günü geçmiş oluyor. Ya uzun yıllar öncesindeki bir ansiklopediden yahut bir kitaptan birebir afırtmalar. Ama Alexa değerleri hayli yüksek bunların. Google sizi bir şekilde onlara gönderiyor. Buradan Google’ı da suçlayamıyorum çünkü Google’ın göndereceği alternatif içerik pek yok. Uzun vadede bir işe yaramaz; bunları forumlara eklemeyle uğraşanların vakitlerine yazık. Tek beklentileri Google Adsense’den üç beş sent kazanmak.

Uzun ve Karışık İçerik

Bilimsel makaleleri saymazsak -ki bunların talep edeni ayrıdır, mühimdir- internette hikayeleştirilmemiş (gezi yazıları gibi) tanıtıma ve bilgi vermeye dönük uzun içerikler okunmuyor. Sadece aman Google amca bizi de indekslesin, sağdan soldan bize link atsınlar pagerankımız yükselsin; yahut bizi gören bir nane sansın maksadıyla eklenirler. Okunmaz çünkü internet kullanıcısının buna ayıracak vakti olmaz; okunmaz çünkü yazılarda geçen ve açıklayıcı olması gereken isimler, yerler açıklanmamıştır; okunmaz çünkü yazı iyi kurgulanmamıştır; okunmaz çünkü kullanıcı oraya spesifik bir şeyi aramak için gelmiştir, inatçı değilse yazıda o detayı aramak istemez.

Fazla Kısa İçerik

Genelde bir iki cümleyle bilgi verir. Seri biçimde üretilmiştir. Tek başına pek işe yaramaz. Temel amacı Google’dan arama sonucu siteye gelinmesi ve sayfa gösterimi arttırmaktır. Bakın bu da var demek içindir.

Boş İçerik

Fazla kısa içeriğin hiç olmayanı. Bir şekilde teknik altyapının imkanları ile başlıklar oluşturulmuştur ama içerik yoktur. Boş yere siteye gitmişsinizdir; site sahibi de Google Analytics‘ten gelişleri gelip memnun olur; yahut gelen kişi sitenin müsait bir yerinde bulunan reklamdaki daha zengin içeriğe tav olup, tıklar ve siteden çıkar, site sahibi de paracıklar kazanır.

Yaygın İçerik

Bunu nasıl isimlendireyim emin olamadım. Bir konu çerçevesinde oluşturulan siteler hep aynı yerleri, aynı detayları kullanır. Bunlar çok yaygın olarak bilinen ve ulaşılabilinenlerdir. Haklarında zaten internette bolca bilgi bulunabilmektedir. Yani çok fazla emek harcamadan oluşturulurlar. Kısa sürede siteyi ayağa kaldırabilirsiniz. Bir İstanbul projesinde Ayasofya’nın, Alman Çeşmesi’nin içeriğe dahil edilirken; ne bileyim önceki yazımda belirttiğim Perestu Kadın Efendi Çeşmesi‘nin hiç olmaması gibi; indeks tabanlı sitelernde restoranları koyarken hep o bilindik ama çok kimselerin itibar etmediği yahut cebinin oralara gitmeye müsaade etmemesinden ötürü gidemedeği yerlerin olması gibi. Kısaca meşhur yerlerin, meşhur bilgilerin olması.

Peki Nasıl Bir İçerik Olmalıdır?

Yukarıdakilerin hiçbiri olmamalı tabi; yahut olsa bile bunlar kısmi olarak yer almalı, güncellemeye, değiştirebilmeye müsait olmalıdır.

Öncelikle internette içerik geliştirmenin bir maliyeti vardır. Bu maliyet bazen sadece zaman olmakla birlikte para da gerektirebilir. Hatta çok çok pahalıya bile patlayabilir. İşte o çok çok pahalıya patlayan içerik en değerlisidir.

İçerik çok uzun olmamalı ve site içindeki içerikle etkileşimli olmalıdır. Site içi başka yazılara referans vermelidir ki kullanıcıyı arzu ederse daha çok bilgilendirebilmelidir.

Kesinlikle başka sitelerden copy-paste ile taşıma olmamalıdır. Çünkü sitenizin genel bir dili oluşmalıdır, var olmalıdır ve asla bu dil ile çelişmemelidir. Sitede gündelik Türkçe kullanılırken copy-paste ile alınan içeriğin dili Osmanlıca ağırlıklı olabilir gibi.

Cümleler çok uzun olmamalı, cümleler arasında ahenk olmalıdır. Okuyanı boğmamalıdır.

Mümkün olduğunca okuyucuyu sıkmayan, hatta keyif alabilmesini de sağlayan minik hikayelerle desteklenmelidir.

İçerik site genelinde bütünlüklü ve diğer benzer yapıya sahip içeriklerle de ortak özellikleri bulunmalıdır. Yani içerik de tasarlanmış olmalıdır. Pek bilinmeyen bir yer hakkında bilgi verirken, birinde detaylı tarifi yapılırken, diğerinde bunun es geçilmesi gibi.

Not: Bu yazı zaman zaman güncellenecektir.

Ocak 25, 2009   No Comments

En Pahalı Internet Halen Türkiye’de

Evet herkesin bildiği bir konu aslında. 96 yılında mıydı neydi 3 aylık internet paketi 56 K’lık modemler için 99 Dolar idi. Ödediğiniz telefon ücreti de cabası idi tabiki. Bugün ise ADSL’de en ucuzu 29 YTL, telefonu da eklerseniz 44-45 YTL’ye denk geliyor.

Dünyadaki durumumuz ise fena. Ölçüm için saniyedeki megabit üzerinden hesaplanmış. NTVMSNBC’nin bir haberinden araklanmıştır rakamlar. :)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) verilerine göre, üye ülkeler arasında saniyede megabit ücreti bakımından en ucuz genişbant internet hizmeti Japonya, en pahalısı ise Türkiye’de bulunuyor.

Japonya’da saniyede megabit ücreti 0.22 dolar olurken, bu tutar ABD’de 3.18 dolar, İngiltere’de 3.62 dolar, Türkiye’de ise 81.13 dolar düzeyinde.

Tamam, ABD seviyelerinde olmasın ama en azından 10 dolar filan olsun değil mi? Neymiş 81 Dolar.

Malumdur bizim devletin kafası herşeyi kendisine tehdit görmek üzerine çalışır.  Internet de biraz öyle. Halbuki hem devletin, hem devlet dışı her türlü kurumun, işyerinin işlemesinde internet artık yadsınamayacak katma değerler kazandırıyor. Yeni yeni bir sürü iş alanı da oluşturdu. Bilişim teknolojisi internete dönük çalışıyor.

Benim önerim toplu bulunulan her yerde, ve özellikle evlerde internetin BELEŞ olmasıdır. Sadece ticari işletmelerde internet ücretli olabilir. Devlet Internet’in hizmet bedelinden kazanmak yerine, kazancı internetin sağlayacağı ekonomiden almayı düşünmelidir. Ama Türk Telekom’u da sattılar, isteseler bile bunu yapabilirler mi acep bu saatten sonra. Hadi beleşi geçtik, bari rakamları OECD ortalamaları seviyesine çekseler değil mi?

Kasım 25, 2008   No Comments