Random header image... Refresh for more!

Benim Güzel Türkiyem

İlkokulda bir şiir yazdığımı hatırlıyorum. Artık nereden, kimden esinlendi isem; hatta öğretmene de göstermiştim. Çok ilgilenmediğini de hatırlar gibiyim. Onu anımsadım bugün ülkemdeki doğa katliamı ve bilinçsiz su kullanımını hakkında kimi yazıları okuyunca. Çünkü ders kitaplarında bize bambaşka bir Türkiye öğretiliyordu. Dünyanın en güzel ülkesiydi, en güzel doğa bizdeydi, en önemli maden kaynakları bizdeydi, her yerden sular fışkırırdı vesaire vesaire… Ülkemiz kendi kendine yeterdi, asla namerde muhtaç olmayacaktık.  Fena halde gurur vesilesiydi bunlar bizim için. Şiir;

“Dağları, ovaları /Bağları, bayırları / / Herşeyiyle güzeldir / Benim güzel Türkiyem

Irmakları akar şırıl şırıl / güneş doğar ışıl ışıl / Herşeyiyle güzeldir / Benim güzel Türkiyem”

gibi dörtlüklerden oluşuyordu. Böyle 5-6 dörtlük vardı. Kuzuların melemesi de vardı, yemyeşil ovalar da vardı sanki şiirde. Hatırımda kalmamış daha fazlası.  Kendi uydurduğumuza kendimiz inandık hep. “Vatan” kavramı ile doğayı çorba etmişiz. Vatan’ın kurak olması, çorak olması, dağ başında olması yahut sert kışların olması “vatan” kavramının içsel manasını değiştirmez, bağlılığı hiç etkilemez bu. Ama biz hayallerde yarattığımız bu vatana ait bir tabiat düzeninin, doğal kaynaklarının olmadığını; olanları da nasıl piç ettiğimizi görmemiz çok uzun sürmedi. Kimbilir, belki aynı masalı aynı ilkokul/ilköğretimde halen anlatıyordur öğretmenler. Hani olmaması o kadar koymaz da; kirletmemiz, yok etmemiz, önlem almamış olmamızdır koyan. Belki de bu öğretinin de bir etkisi vardı bu piç etmede. Nasıl olsa boldu bizde, birşey olmazdı.

Ocak 13, 2009   No Comments

Uzungöl’ün Kıyısına Duvar Örülüyormuş

Traji komik bir olay daha. Haber NTVMSNBC‘de. Trabzon’un artık çok meşhur olan Uzungöl yaylasında bulunan gölün etrafına turizm için açılan yol taşkınlardan zarar görmesin diye duvar örülüyormuş. İyi halt ediyorlar. Ben yaylalar turizme açılmasın, bizim piknikçi/mangalcı zihniyetli iç turistimiz ve bu devlet elele verip, 3 günde içine ederler dediğimde lafı bilmem neresinden anlayanlar, anlayamayanlar bir parça sonucu görür artık umarım. Bu daha başlangıç. Hele bir diğer yaylalara yollar yapılsın, o zaman göreceğiz doğal yaşamı. Karadeniz, belki de kalan nadir doğal alanlarımızdan birisi ve bunun yokoluşunu zemin hazırlıyoruz. Haberde yer alan bir vatandaş yorumu herşeyi anlatıyor.:

“Karacalar gelip su içemiyor gölün kenarında, kurbağalar yukarıda üreyemiyor, tilkiler de aşağıya inip su içemiyor. Kardeşim doğa olarak ne kaldı? Soykırımlar gibi, hiçe sayılmalar gibi burada da biz hiçe sayılıyoruz. Asıl sıkıntı budur.”

Mesela kurbağa üreyemezse bizim turistin bacağını ısıracak olan sivrisinek çoğalır.

Kasım 24, 2008   No Comments