Cep Telefonu Terbiyesizlikleri!
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: İşte bütün meselem! dedi ve köşesinde yazdı. Özellikle dikkatimi çeken kısmı şu cep telefonu görüşmeleri oldu. Bazen kalabalık bir gruptasınız,bazen başbaşa biri ile birliktesiniz ve cep telefonları vızır vızır. Kendi telefonum hem fazla kullanılmaz hem de işin aslı cep telefonu ile olan iletişimden nefret ederim. O nedenle ne pek fazla ararım ne de aranırım ve aranmayı isterim. Sadece gerektiğinde, kısa ve öz bir görüşme yeterlidir.
Tam karşımızda kalabalık bir masa var. Kızlı erkekli gençlerden oluşan neşeli bir grup. Dikkatimi çekiyor ister istemez. Sanki hepsinin aklı aynı zamanda uzaklarda… Cep mesajlaşmaları hiç susmuyor; hatta masanın en çok kur yapan erkekleri ve en flörtöz kızları sık sık masadan kalkıp telefonlarıyla konuşuyorlar. Bunu yaparken de yüzlerine hoş bir ifade geliyor. Bir tür “başarı” ifadesi!.. Neden peki? İki tarafı da “idare edebiliyorum” böbürlenmesinin mi, yoksa ara ara içlerinde oluşan suçluluk duygusundan kurtulmanın verdiği ferahlığın mı tezahürü bu ifade? Bilemiyorum. Tek bildiğim, bu işler artık böyle…
Benim de sıkça rastladığım bir durumdur. Hatta kalabalık bir grup içerisinde sıkılmışsam eğer, bir telefon gelse de kaçıversem birkaç dakika şuradan diye düşünmez değilim. Masamızda birilerinin sürekli cep telefonu ile oynaşması, zırt pırt bir yerleri araması beni en çok rahatsız eden bir durumdur. Bir keresinde birine “siktir git” bile demiştim. “Madem benle görüşüyorsun, telefon etmeyeceksin başkasına, yahut telefon gelmişse aciliyeti yoksa ya meşgule alacaksın, ya kısa keseceksin arkadaş. Karşında ben varım ve yüzyüze bakıyoruz, bunun için benden benim zamanımı da aldın; telefondaki herhangi biri aradığında öncelik ona geçiyorsa bu işte bir yanlışlık var. O zaman beni neden rahatsız ettin ve görüştün. Senin telefon görüşmelerini beklemek ve dinlemek zorunda da değilim.” mealinde idi. Tabi burada acil ve mühim telefonlar, aileden birileri ile yapılan “nerdesin yavrucum” tarzı konuşmalar değil kastımız, baya baya hahaha hihihi tarzında olanlar. Neredesin sen ey “adab-ı muaşeret!”
Öyle işte!
Şubat 22, 2010 No Comments
Dıt dıt Pazarlaması
Cep telefonuna ilk sahip olduğumuz yıllarda, uzunca bir süre dıt dıt şeklinde bir gelen mesaj sesine sevindirik bile olurduk. Bir arkadaşınız size mesaj göndermiştir ve hemen bakardınız. Zaman içinde sağa sola cep telefonu numarasını bırakma hatasına düşüverdik. Bazı durumlarda mecburen yaptık bunu, mesela bankalar. Çünkü iletişim için gerekiyordu. Kimi mağazalar da numaramızı istediğinde çekinmeden verdik. Sonrası;
Dıt dıt, filanca mağazanın kampanyası.
Dıt dıt, filanca mağazanın falanca banka ile işbirliği neticesinde size özel 1500 taksit. İyi ama o banka kartım yok ki benim, hem ben 1100 taksit istiyorum.
Aslında çok şükür zamanında uyandım ve epeydir vermiyorum, verdiklerime tekrar gittiğimde sildiriyorum.
Ama şu bankalar konusuna engel olamıyorum bir türlü çünkü çalışma şekilleri arızalı. Bonus kredi kartımı iptal ettireli çok uzun zaman olmasına rağmen Garanti Bankası zaman zaman kampanya dıt dıtlarını gönderir durur. Bunu email ile de, telefon ile de belirtmeme rağmen sadece iptal ettik diyorlar. Hatta web sitesinden telefon numarasını silmeme rağmen durum değişmiyor. Çünkü dıt dıt listesine girmişiz, çıkamıyoruz.
Ve bir de ISTCELL‘imiz var, Turkcell’imiz var. Numaramız kendilerinden kaçamaz, iptal etme şansınız da yok. Aramızda tek taraflı bir aşk mevcut, bir gün yollamasa bile ertesi gün muhakkak bir kampanya ile bir hediye ile dıt dıt yapar.
Email için de benzer durum sözkonusu ama cep telefonu gibi sürekli yanınızda olmadığından ve açmadan çarçabuk silebildiğinizden ve kendilerine farklı bir adresi rahatlıkla verdiğinizden çok sorun olmuyor.
Kasım 14, 2008 No Comments




























