Gafsa - Natacha Atlas
Kim Ki-duk’un bir filmi: Boş Ev diye gösterildi bizde. “Bin Jip ya da 3-Iron” diye de biliyoruz. Sessizliğin filmi, kelimeleri olmadığı bir dünya; belki de hayatımızın kavgasının kelimeler çevresinde döndüğündendir filmi sevişimiz. Kelime deyince de aklıma Cemil Meriç’in Bu Ülke’deki ifadesi gelir daima:
“Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları o bayraklaştırıyor. Yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar. Mukaddeslerin rengine bürünen bir bukalemun kelime, semâvi kitapların şeytanı. Ve en tehlikelileri, toprağımızda doğmayanlar.”
Filmin muhteşemliği, seyrederken duyulan hazdan ziyade filmin fon müziği olarak kullanılan ve film boyunca duyularımıza işleyen şarkısı konumuz. Konumuz çünkü kaç gündür yeniden başladım dinlemeye ve tek şarkı dönenip duruyor sonsuz bir şarkı misali. Natacha Atlas’ın Gafsa isimli bir feryadı. Hani müziğin filmi geçtiği durumlar vardır kimileri için; biraz öyle. Bir feryat. Feryadın da dili olmuyor mu ne? Filistin’de feryat eden kadınların ne dediklerini hiç bilmediğimiz halde anlamıyor muyuz? Aşağıdaki sözlerdeki bir kısım kelimeler Türkçe’de de olduğundan anlasak da bütünü anlamak zor. İngilizce çevirisine de rastladım ama “nasip” ile “luck” aynı şey mi?
Sözlerini ekşisözlükten arakladım.
habet riyahel hobi fi bali
tahdeeni salam el habib
tigouli ‘erja ya ghali
talel fourag wal il gharib’
goulet hayali “sharadat hali,
wa gounet manali saeed.”
wa ttalet min bourja il ghali,
wou galet kilamah ghareeb…
“erja ya hobb,
mali fi dounya naseeb.
inta hobi lakin,
mish moumkin tkouni halali.”
ah lel
ya ayni, ya.
habet riyahel hobi fi bali
tahdeeni salam el habib
khalas.
Ocak 14, 2009 1 Comment
Türkiye’nin Ruhu: Cemil Meriç
Cemil Meriç ile tanışmam 1993 yılında idi sanırım. Kazara hakkında yazılmış bir kitapla başladı her şey. Ondan sonra diğer kitaplarını okumaya giriştim. Okudum diyemiyorum çünkü pek çoğunu kavrayamadım. Okuma referanslarım öyle yetersiz kaldıki. Bu Ülke balyoz misali vurdu önce. Defalarca okudum, defalarca sayfalarında gezindim. Aldıklarım içinde en çok eskiyen kitap o oldu. Yıprandı, yıprandı. Cemil Meriç ile ilgili faaliyetleri de olabildiğince takip etmeye gayret ediyorum. Bir tek Dücane Cündioğlu’nun kitaplarını henüz okumadım. Bir ara kitapçılarda bulamamıştım ve öylece kaldı. Ama elbet okuyacağım.
Bu akşam Cemal Reşit Rey’de Türkiye’nin Ruhu belgeselinin galasına gittim. Kalabalık olması sevindirici ama bu kalabalıkta muhafazakar kesimin baskın görüntüsü üzücü aslında. Daha geniş kitleleri gözler arıyor. Bunun sebeplerine değinmek istemiyorum.
Dücane Cündioğlu’nun danışmanlığında Şafak Bakkalbaşıoğlu’nun yönetmenliğindeki belgeselin konsept ve senaryosu Metin Tavukçuoğlu’na ait, Cüneyt Türel ve Ahmet Mümtaz Taylan seslendirmiş, Erdal Beşikçioğlu da muamma anlatıcısı olarak yer almış. Özellikle bu muamma anlatımları ve çekimleri belgesele bambaşka bir hava vermiş ve hayli başarılı gerçekleştirilmiş.
Belgeselin başlamasından önce kızı Ümit Meriç Yazan güzel bir konuşma yaptı, baba Cemil Meriç’i görüyorum konuşmalarında; bundan doğal ne olabilirdiki? Peşinden Dücane Cündioğlu kısa ama öz bir konuşma ile tamamladı ve belgeselin seyrine geçildi.
Seyrederken kendi okuma günlerime döndüm ve kendimi Bu Ülke’ye atmak istedim, Jurnal’de kaybolmak istedim. Pek anlamadan okuduğum Bir Dünyanın Eşiğinde’yi yine anlamadan okumak, Kırk Ambar’ın koridorlarında yine yeniden yolumu şaşırmak arzusuyla doldum.
Emeği geçenlerin ellerine sağlık. Umuyorum bu belgesel Cemil Meriç üzerine daha fazla araştırmaların yapılmasına, tezlerin yazılmasına da vesile olur.
Belgesel 26 Aralık’ta saat 21:10′da TRT2‘de gösterilecek.
Aralık 23, 2008 No Comments






























