Random header image... Refresh for more!

Vicdani Ret Meselesine Dair

Şu “vicdanı ret” olayına bir süredir takığım aslında.

Hani elin Amerikalısı, Avrupalısı bunu yapar, anlarım. Çünkü adam diyor ki: “Arkadaş sen beni askere alıyorsun ama beni savaşa gönderiyorsun, üstelik bu savaş benim ülkemde gerçekleşmiş bir savunma savaşı da değil, basbayağı günahsız insanları öldüreceğiz, benim ülkemin çıkarına da olabilir ama ben dünyanın bir başka yerindeki insanların kanı üzerinden ülkeme bile çıkar sağlamak istemiyorum ve devletimin yaptıklarını onaylamıyorum” ve şöyle de devam edebilir: “Ben savaşa gitmesem bile, içinde bulunacağım bu ordu bir şekilde bu savaşın içinde yer alıyor ve ben bu orduya dahil olarak aslında bu savaşı onamış da oluyorum”

Muhammed Ali vicdani retçi imiş. Vietnam Savaşı için askere alınmayı reddetmiş. Bundan ötürü de epeyce sıkıntı çekmiş diye okumuştum. Yahu bir bakın sebeplerine, adam neyi reddediyor, neden reddediyor, doğru yapmış, helal olsun. Pek çok isim zikredilir vicdani ret konusunda. Peki bizdeki durum nedir allaşkına! Tamam, kabul ederim bende: askerlikle ilgili düzenlemeler lazım, keyfe keder işler var, alınış maksadına uygun yürümediği de oluyor; geçmişinde kimi hoş olmayan olaylar da vuku bulmuştur. Ama askerlik zamanı gelmiş her erkek vatandaş için anayasal bir zorunluluk olduğu sürece bizler de yapmak zorundayız. Gün gelir, zorunluluk yahut yapma şekilleri değişebilir. Ama askerlik tümden ortadan kalkamaz. Yoksa size dünyayı dar ederler. Siz istediğiniz kadar “barışçıl” olun; komşunuz değilse, size madik atma peşindeyse ve tedbiri almadıysanız sonuçları hiç de barışçıl olmaz. Elbette günümüzde yapılan askerlik eleştirilebilir. Ama Allaşkına bir kişi diyebilir mi “biz bu ülkenin askerleri, askerliğini yapanları olarak elalemin memleketine sömürmek maksadıyla girdik, kan döktük, kursağımızda mazlumlar sayesinde geçen ekmek var.” Çok şükür vicdanımız rahat. İyi de hangi vicdanı reddediyoruz?

Çünkü elin Amerikası ve Avrupasının kursağında aslında dünyanın geri kalan bölgelerinde vahşetten, kandan gelen ekmekleri tüketti ve halen tüketmekte. Ve o ülkelerin içinde de gerçekten namuslu insanlar var. Sanırız ki bu zenginlikler onların medeniyetlerinin, teknolojik gelişmelerinin bir ürünüdür. Hadi canım sende! Sömür sömür zenginleş, zenginleştikçe daha da sömür. Sonra medeniyim diye gezin!