Haliç’teki İstanbul2010 Havai Fişek Gösterisi Rezaleti
Haliç’teki törenin nerede olacağına dair net bir bilgi bile yoktu. sadece Haliç Sahili diye geçiştirmişlerdi. İlgili kurumların web sitelerine de çok baktım ve Camialtı Tersanesi‘ndeki dev platformdan bahsediliyordu. Halbuki Camialtı Tersanesi kavramı günümüzde pek bir şey ifade etmiyor. Ancak yakın ilgilisi nerede olduğunu biliyordu. Ki Kongre Merkezi neresi, tersane neresi diye düşünüp durdum. Cumartesi gününü işte geçirdim. Akşam eve geldim TV’de canlı yayın varmış. Başbakan vs 15 dakika salona geç gelince programın biraz sarkabileceği belirtilmişti. Patlamalı çatlamalı gösterinin buna rağmen 2010′u da vurgulamak maksadıyla saat 20:10′da başlayacağını kendisi de çok inanmayarak belirtmişti. Neyse efemdim atladım ve Haliç’e gitmeye karar verdim. Sahil dolu olur diye hem manzarası ve hem de açısı ile iyi fotoğrafları Pier Loti’den yakalarım nasıl olsa diye yönümü değiştirdim. Pier Loti tepesine vardığımda her taraf ana baba günüydü. Mezarlığın içi bile insan dolu idi. Hani akşamın karanlığında bu kadar insanı mezarlık içinde normalde göremezsiniz, tırsarlar.
Ben de mezarlık içine iniverdim ve güzel bir noktada konumlandım. Yağmur çiselemeyi sürdürüyordu.
Sonrasında gösteriyi beklemeye başladık. Daha 25 dakika vardı. 25 dakika geçti ama TIK yok. Aklımda TV’de sunucunun söyledikleri geçiyor ve 15 dakika bir gecikmeyi de normal karşılıyordum. En geç 20:30′da başlar diyerek bekledikçe bekledik ama yine TIK yok. Haliç’in ortasında köprüde toplaşan insanların YUHHH sesleri yükseliyor. Bizim tarafta mezarlık içinde ağırlıklı kadınlar var. Birkaç delikanlı da YUHHH diye bağırmaya başlasa da o kadar da etkili bir ses yükselmiyor. Bu arada yağmur çiselemeye devam ediyor. Şemsiye de yok yanımda. Ha başladı ha başlayacak diye beklerken gecikme saat 21:00 bulduğunda artık sabrı kalmayan insanlar terketmeye başladı. Ben de yerimde ayrıldım.
Bu arada Taksim’de atılan havai fişekleri görebiliyoruz. “Ahh ulan şimdi orda olup Tarkan’ı izlemek vardı” diye de düşünmüyor değilim. Tarkan’ı çok severim. Sahnede devleşir. Başlangıçta o kalabalığa girmek istememenin cezasını çiseleyen yağmur altında bekleyerek fazlasıyla ödemiş bulunuyorum.
Kahvehanenin oraya doğru yürüdüm. Artık başlasa da çok umrumda değildi; çünkü keyfim kaçmıştı. Hani 15 dakika, bilemediniz 30 dakika gecikme olsun ama 1 saatten fazla zaman geçmişti ve TIK yoktu. Hani “çölde kutup ayısı ile karşılaşma ihtimali yüksek bir insan” olduğumu da bildiğimden ben yerimden ayrılırsam kesin başlar diye düşünüyorum bir taraftan. Yok arkadaş, halen başlamadı. Aşağı doğru salınmaya başladım ki birden başladı. Saat 21:30, yani tam 80 dakika gecikmeli. Ne diyeyim sorumluların Allah belasını versin! Bu arada ben yerimi kaybetmiştim, yağmurun da etkisiyle iyice üşümüştüm, fotoğraflama iştiham kalmamıştı, tı tı tı…
Ve keyifsiz birkaç kare de çekmiş oldum.


































