Random header image... Refresh for more!

Marmara Denizi Kirliliği

İstanbul nüfusu artıyor ve hatta artmışın ötesinde bir durum da var. Bu nüfus artışına paralel olarak şehir de genişliyor. Yeni konut alanları doğuyor. Bu nüfusun çalışacağı iş alanları ile ihtiyaçlarının giderilmesi için türlü türlü üretim yapacak fabrikalar, atölyeler de kuruluyor. Bir noktadan sonra şehir organizmasının büyümesi kontrol dışına çıkıyor. Önce mahalleleri kurarız, sonra yolları yaparız ya hani; bu bizim alışkanlık haline gelmiş bir plansızlığımız ya hani. Bunun sonucu olarak aslında büyüyen şehir organizması bir noktadan sonra kendi kendini de yemeye ve yok etmeye başlar. Genişledikçe aslında yaşam alanları da darlaşır, yaşam zorlaşır.

Sabah  Gazetesi’nden bir haber: Marmara Denizi’nde kırmızı alarm. Her gün Ayamama Deresi’nin gören biri olarak sürekli değişen rengine şahit oluyorum. Deredeki suyla birlikte sürüklenen pislikleri gözlerimle görüyorum. Ve bunların sürekli olarak Marmara Denizi’ne aktığını bilmek rahatsız ediyor. Yetkililer suçlu, neden tedbir almıyorlar gibi bir suçlama yapacak kadar basit düşünemiyorum. Hani adı yetkili olup yetkilerinin sınırlı olmasını sanki biz gündelik ve iş hayatımızda hiç mi yaşamıyoruz. Hani herşeyimiz düzgün de bir tek bu “yetkililer” mi işlerini yapmıyor?

Haberden önümüzdeki yılın ortaları demiş ama umarım 2010 kastediliyordur. O zamana kadar bu atıkların arıtma tesisine değil, Marmara  Denizi’ne gittiğini bileceğiz.