Posts from — Eylül 2009
Türkiye’de Hiçbir Başarı Cezasız Kalmaz!
Ya da tam cümle: “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz, evlat!” şeklinde idi.
Dün akşam Devrim Arabaları filmini ilk kez seyrettim. Açıkcası bu derece başarılı bir film olduğunu görünce şaşırmakla birlikte Devrim’in hikayesini de tam olarak öğrenmiş oldum. Cümle daha önceki uçak yapma sürecinin üzerine söyleniyor aslında. Nuri Demirağ‘ı duymadıysanız biraz araştırmanızda fayda var. Belli ki bu cümle pek çok kişinin ilgisini çekmiş ki üzerine epeyce yazı karalanmış.
Gerçekten öyle mi? Evet; kendimizden, çevremizden, ülkemizden pek çok örnek verebilmekle birlikte bu tip cümlelerin aynen “bu ülke adam olmaz” gibi bir etkisi olduğunu da düşünüyorum. Harekete gerek yok, hiç bir nane yapamazsınız, yapsanız karşılığını alamazsınız şeklinde düşüncelerin yerleşik olmasından rahatsızım.
Aslında günümüzde de bu görüşün baskısı kendini farklı şekillerde ve daha gelişmiş olarak gösteriyor. Dikkat edin, başarılı insanları, kurumları baltalamak için neler yapmıyoruz ki? Ya şucu bucu etiketleri ile insanların aklı çeliniyor yahut “salağa bak amerikayı yeniden keşfediyor” diyerek şevklerini kırmıyor muyuz? Ya kişinin özel hayatında bir yamuk bulma gayreti gösteriyoruz yahut hakkında uydurulmuş bir yalanı internette birbirimize forward ediyoruz.
Eylül 30, 2009 No Comments
Güvenlik şeridi ihlal eden araçların trafikten men edilmesi sağlanacaktır
Valla Vali Güler demiş: “Güvenlik şeridi ihlal eden araçların trafikten men edilmesi sağlanacaktır.” Konu sel felaketi üzerine.Sabah‘ta okudum az önce.
“Herhangi bir su baskını durumunda ilk olarak Basın Ekspres yolu trafiğe kapatılacaktır. Sürücülerimizin bu durumda TEM, sahil yolu ya da E-5′i kullanmaları gerekmektedir. TEM Otoyolu üzerinde emniyet şeritleri acil müdahale araçları içindir. Maalesef vatandaşlarımız ilk olarak o güvenlik şeridini işgal etmektedirler. Güvenlik şeridi ihlal eden araçların trafikten men edilmesi sağlanacaktır. Sevgili İstanbulluların güvenlik şeridine girenleri korna ile uyarmalarını plakalarını alıp polise bildirmelerini rica ediyorum.“
şeklinde bir açıklama. İşe gidip gelirken TEM’i kullanıyorum; özellikle sabahları ve özellikle trafiğin sıkıştığı noktalarda emniyet şeridini kullananlara sıkça rastlıyorum. Hatta bir kısmı devletin, belediyenin işine giden personeli. Eğer sahip olmuşsa siren takıyor tepesine görgüsüzler. Sanırsınız bir olaya müdahaleye gidiyor. Bu tip görgüsüz denyolar ya işine ya evine gidiyor ama devletin kendisine sağladığı olanakları ile kendini halktan üstün görüyor. Kendini de bir nane sanıyor. Trafik polisleri de birşey demiyor ya da diyemiyorlar. Memur dayanışması olmasın sakın? Ve bir de yurdumun uyanıkları. Nasıl olsa engelleyen yok. En çok dikkatimi çeken ise polis arabası gördüğü anda normal şeride geçme çabaları oluyor. Diğer arabalar yol vermeyince çok hoş görüntüler çıkıyor. Aman ha, siz de yol vermeyin; basın kornaya, “sen bir pisliksin” bakışı atın! Küfür edip kendi sinirlerinizi zıplatmayın, keyfini çıkarın. Gerim gerim gerilsinler.
Bir de merak ediyorum: Acaba bu yollara neden EDS koymazlar, yetki dışında mıdır? Olur olmaz her yere koymuşlar halbuki.
Eylül 11, 2009 No Comments
Görülmemiş Felaket: İstanbul’da Sel.
Sabah telefonla uyandırıldığımda durumun vehameti çok inandırıcı gelmemişti. Çünkü pencereden baktığımda sadece yağmur vardı ama sel götürecek kadar bir yağmur yağmış gibi durmuyordu bizim mahallede. TV’de izlediğimde şaşırdım. İlk işim belediyenin sitesinde trafik durumuna bakmak oldu. Trafik gayet akıcı görünüyordu, yeniden şaşırdım. Bu arada bizim elemanlar arıyor, işe gidemiyoruz, filanca yol kapalı. Benden ne yapalım sorusunun cevabını istiyorlar; çünkü iş var ama ben halen durumu kavrayamıyorum. Allah allah! Önce durumu bir anlayıp, öyle yola çıkayım derken birkaç görüşme daha yaptım.
Normalde 20 dk, trafik olunca 45 dk süren yolumuz 2 saatten fazla sürdü. Sel suları epeyce çekilmiş ama ayak basacak yer bulunmuyor. Artık battı balık yan gider diyerek ayakkabıyı feda ettim. Hani tedbirli neden gitmedim diye kendi kendime de kızdım. İşyeri ve çevresini, Ayamama Deresi’ni fotoğrafladım. Derenin içinde tır, kamyon ve arabalar. Çevremizde çeşitli depolardan kopup gelen her türlü gıda, ambalaj ve temizlik ürünleri. Dere kenarında akla gelebilecek türlü türlü eşyalar.
Çevrede gezindikçe durumun vehameti ortaya çıktı. Bu sel öyle böyle bir sel değildi. Ayamama Deresi belki 1000 kat daha fazla su ile dolmuş. Elbette gelene kadar önüne çıkan engeller yüzünden baraj misali olan yerler yüzünden su çevreye taşmış. Benim kişisel gözlemlerime göre 7 metre kadar yükselmiş ki dereye 60-70 metre uzaklıkta bulunan bizim ofiste bile 1 metreden fazla yükselmiş. İşyerinde kullanılabilecek tek bir eşya kalmamış diyebilirim.
Ve her yer çamur. Bazı yerlerde 20 cm çamur birikmiş. Muhtemelen Ayamama Deresi ve diğer dereler ıslah edilmiş olsa bile yine sel olacaktı; ama sonuçları bu derece olmazdı. İş ıslahla bitmiyor, çarpık bir yapılaşma var. Su geçiş yolları kapalı. Derenin geçtiği noktalara haritadan baktım biraz. Siz de inceleyin neden böyle olduğunu anlarsınız.
Sorumlusu kim?
Ben devleti suçluyorum sadece. Devlet dediğim bildiğimiz devlet, hükümeti ile belediyesi ile devlet. Anarşist (teknik anlamında kullandım) olmasam bile bu devlet insanız zorla anarşist yapacak uygulamaları gerçekleştirir daima. Bugünün devleti değil sadece, geçmişten gelenleri ile birlikte tümü. Olmadık yerleri imara açarlar; kimi zaman rant için kimi zaman rüşvet karşılığında. Dereleri kurutmayı marifet bilirler, sonra üzerinden yol geçirirler. Bugünün Vatan Caddesi de Bayrampaşa Deresi’dir aslında. Akışları üzerinde o güzelim noktalara evler, tesisler yaparlar, yapmasına müsaade ederler. İhalelerdeki usülsüzlüklerden ötürü yapılan yollar köprülerin durumu ortada değil mi? Devletin çalışma sistemi iyiyi, doğruyu, bileni sistemin dışına itmek üzerinedir. Siyaset, sistem kusar böyle insanları, küstürür.Hani öyle diyoruz ya, sadece devlet sistemi değil, toplumsal sistemimiz bile böyledir. İyi düşünün, farkedeceksiniz. Okul hayatınızı, iş hayatınızı gözden geçirin. Kimler sistemin içinde kalıyor, kimler dışına itiliyor?
Devletten kastım sadece mevcut hükümet yahut belediye asla değil. Bugün onlar değil, yerinde herhangi bir partiden birileri olsa da durum değişmezdi. Birbirleri arasında en ufak fark yok. Çünkü temeli aynı malzemeden yapılmış. Hepsi aynı sistemin ürünü; beceri ve kabiliyetleri, kafalarının çalışma şekilleri tamamen aynı. Bakmayın siz diğerlerinin horozlandığına. Herkes keseri kendine yontar.
Su yolunu bulur bir şekilde. Önüne kattığını da alır götürür. Hani bardakta durduğu gibi durmaz o zaman. Aşırı yağmur, suyun akışını değiştirip tek bir hatta kanalize eden yapılaşma şekli vs vs derken bunlar oldu. Başka yağmurlarda da durum farklı mı? Sel bu derece olmuyor belki ama ortalığın birbirine girdiğine şahit oluyoruz daima, değil mi? Doğa bir şekilde kendisine yapılan haksızlıkların intikamını çok acı olarak alıyor. Bu kimi zaman kuraklık olur, bu kimi zaman sel olur.
Gariban vatandaş diyeceğim ama silme ahlaksız vatandaşımız devletinden farklı değildir pek. Fırsatı kollar. Birbirinin hakkına tecavüz eden güzel halkım da elbette suçlu. Ormanı yakar ki tarla olsun. Aaa burası boş diyerek dere kenarına malum kondusunu konduruverir. 3 kuruş rüşvetle de belgelerini alır rahatlıkla.
Vatandaşı ahlaksız olan devletten ne bekleyebilirsiniz sahi? Aaa ahlaksız diyor bize diye kızmayın ve sıkıca düşünün. Bütün problemlerin altında bu hak bilmemek, bu ahlaksızlık yatmıyor mu? En basitinden trafikte sürekli olarak “önce ben” diyerek normal dışı hareketler yapanı görmüyor musunuz? Siz yolunuzdan, hakkınıza razı olarak ilerlerken sağınızdan ve emniyet şeridinden geçen araçların yaptığı hak yemek değil midir? Kuyruğa girdiğiniz bir yerde ama torpilli ama değil, sırayı alanların yaptığı nedir? Ahlaksızlığı sadece uçkur çevresinde ve birinin malını çalmak olarak görüyorsanız size fırın fırın ekmek yetişmez. Bunları yapanlarla onları yapanlar arasında bir fark yok. Fırsatını bulunca onu da yapacak ahlak seviyesinin göstergesidir bunlar.
Biz bu felaketin benzerini DEPREM olarak görmüştük değil mi?
Felaketler düzelmemiz için bir sebep olur inşallah!
Eylül 10, 2009 No Comments
































