Random header image... Refresh for more!

CHP Açılımları

CHP‘nin kara çarşafla başlayan açılımı, kuran kursları ile devam ederken ben en sonunda türban ile ilgili bir açılım bekliyorum. Bu memleketimin en aptal ve en çok teslim olduğu, abartılmış sorunu çözse çözse CHP çözer. Bunun izini kısmen Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’u alırsa türbanlılar çalışmaya devam edecek sözünde görebilir miyiz bilemiyorum. Adı henüz konulmamış bir yarı açılım mıdır acep?

Fakat medyadan gördüğüm kadarıyla bu kuran kursu açılımını biraz ellerini yüzlerine bulaştırdılar. Doğrudur ya da yanlıştır, malumunuz belediyelerin açtığı adına semt konağı, mahalle evi gibi isimler verdiği mekanlar var. Açıkcası hiçbirine gidip görmedim ama konuşulanlardan anladığım kadarıyla buralarda eğitim çalışması da var. Talepler doğrultusunda kurslar açılıyor. Kuran kursları ise müftülük yani diyanet tarafından açılıp, organize ediliyor. Vatandaş kuran öğrenmek isteyebilir, aynen okuma yazma öğrenmek gibi bir taleptir bu. Özellikle yaş ilerledikçe insanların yakın çevresinde ölümler de artmaya başladıkça, insanımız, bu ölümlerin yarattığı duyguların etkisiyle ölmüşlerinin ardından bir yasin okumak isteyebiliyor. Ama bunu kendisi yapmak istiyor. Yahut hiç dindar olmasa bile öğrenmek isteyebilir. Sebebi hiç önemli değil. Bunu kimseler sorgulayamaz.

İmdi, okumayı öğrenmek için de kuran kursuna ya da camiye de gitmek istemiyor. Belki tırsıyor, belki oranın kurallarına, düzenine ayak uyduramayacağından yahut kursa kabul edilmeyeceği için gidemiyor. Ama bu öğrenme isteği var. Belediyeden bekliyor. Yasal olarak da bir sorun yoksa belediyenin de bu hizmeti vermesi gayet doğal bir durumdur.

Gördüğüm kadarıyla genelde CHP, özelde Sefa Sirmen bu açılımı anlatmayı beceremedi. Hele hele tartışmada karşılarına yine kendi temel kitlesinin en temelini oluşturan katı ve yobazlıkta sınır tanımayan kişiler çıkınca fazla kem küm ettiler. Halbuki olay çok nettir.

Şubat 11, 2009   No Comments

Yumurta Üzerine Bir Güzelleme

Yumurta dedin mi duracaksınız. Daha geçenlerde ‘Bilinen Yumurtanın Bilinmeyen Yönleri‘ adlı bir sempozyumda yumurtadan özür bile dilendi. Bununla ilgili de çok haber çıktı. Henüz yaşım kolesterol seviyesini ölçme aşamasına gelmediği; evde de eli sopalı bir bekçi olmadığı için bol bol tüketiyorum. Üstelik ben sadece bütün olarak tüketmeyi sürdürmekteyim; bunun harici yüzlerce yemek, pasta, kurabiye çeşidinde de yumurta olmazsa olmazlardan. İnanmayan sevgili Zerrin’in MisssGibi’sine baksın. Gerçi bizzat yumurta ile ilgili tarifleri pek vermese de yumurtasız tarifi de yok gibi. :) Ya bütün olarak, ya sarısı, ya akı derken olmazsa olmaz yumurta.

Buzdolaplarının başköşesi yumurtaya aittir. Kapısını açar açmaz kolayca uzanabileceğiniz bir noktadadır yeri. Buzdolabı tıkabasa dolu olsa da yumurtalık kısmı boş ise dolap tamtakır demektir.

“Evde birşey yoksa iki yumurta kır yiyelim” denir ve açlık rahatlıkla ve çarçabuk kesilebilir. Kurtarıcıdır yumurta.

Zaman zaman fiyatları kendi borsasında değişkenlik gösterse de, diğer yiyeceklerle kıyaslanınca ucuzdur yumurta.

Her yerde bulabilirsiniz. Hipermarketlerden tutun, her türlü gıda marketinde bulunabilir, büfelerde, manavlarda da görmüşlüğüm vardır. Ulaşılabilirdir yumurta.

Hepimizin bildiği çeşitleri vardır. Beyazı vardır, sarısı vardır, çift sarılısı vardır, köy yumurtası vardır. Ben sondan başa doğru tercih ederim satın alırken. Öncelikle köy yumurtası, olmadı çift sarılı, yoksa sarısı, artık bulamadıysam beyazını alırım. Son dönemlerde omega-3′lüsünden tutun çeşitli alt türleri de oluştu. Bir yumurta firması sitesinde de tavuğun yaşı ve yumurtanın ağırlığına göre klavuz, piliç, yarka, yeni ana, eski ana ve duble şeklinde 6 çeşit sınıflandırma yapılmış. Tabi bu teknik sınıflandırmasıdır yumurtanın.

Bebekler için olmazsa olmaz gıdalardandır. Haşlarsınız ve çay kaşığıyla yedirebilirsiniz. Lezzetlidir. Çocukların okul beslenme çantalarına da koyulur, kokar biraz ama olsun. Öğrenci ve bekar evlerinin vazgeçilmezidir. Kadir İnanır filmlerde küçük tüpün üstünde yumurta pişirerek az etkilemedi hatunları. :)

Kırmanın da usulü vardır. Sağa sola dökmeden kırıvereceksin. Saygı göstereceksin yumurtaya. Birbirine vurarak kıracaksın.

Herkesin bir pişirme yöntemi de var. Ben akını pek sevmediğimden klasik yumurta pişirmeden bir kısmını ayırırım. Kimisi önce akını pişirir, sonra sarısını ekler, bu ek bulaşık çıkarır ama lezzetli olur. Kimisi direkt tavaya indirir, karman çorman eder, kimisi sarısını dağıtmaz. Kimisi omlet yapar ve önce bir kapta çırpar. Kimisi çok pişirir, katı sever; kimisi az pişirir, öyle sever.

Ben sucuklusunu, peynirlisini, maydonozlusunu, soğanlısını da yaparım. Nadiren de patateslisini, kıymalısını… Sosisli ve salamlısı da vardır ama ben sevmem onları.  Bunların hepsi kısa sürede sofraya inecektir yumurta sayesinde. Çeşitlendirilebilirdir yumurta.

Pişirme yağı olmazsa olmaz tereyağı olmalıdır. Margarinden nefret ederim, bünyem kaldırmaz. Zeytinyağı ile fena olmaz, ayçiçek yağı ile tadını alamazsın, fındık yağı ile de güzel olur. Ama olmazsa olmazdır tereyağı, hafiften de kararmalıdır; kokusu yayılmalıdır eve. Tereyağı ile bütünlük arzeder yumurta.

Şubat 11, 2009   No Comments