Random header image... Refresh for more!

Elini Taşın Altına Sokmak!

Günceli biraz takip ettiğimizde, çevremizdeki insanların konuşmalarından, gazete yazılarına, televizyondaki sohbetlere kadar her yerde herkes “yapılmalı, edilmeli” diye konuşuyor. Ama “nasıl?” sorusu bile sorulmuyor. Çünkü “nasıl”ın cevabını vermek işin zor yanı. Bilgi, birikim, araştırma, uzun çalışmalar, uykusuz geceler demek cevabı vermenin arkaplanı.

Birileri öyle ya da böyle bir araya gelip birşeyler yapmaya gayret ediyor. Yahut birisi tek başına elini taşın altına sokuyor. Üstelik çevresel bürokrasinin azılı dişlilerine rağmen. Karşısına sadece ukalaca yaklaşan bir kesim çıkıyor. Yapıcı olmaktan ziyade yapanın şevkini kırmaya dönük eleştiriler dolaşıyor sadece. Üstelik muhataplarının ne yaptıklarını, ne yapmak istediklerini bilmeden. Eksiğe, gediğe, hataya işaret etmekten ziyade bir hesap sorma cüreti.

Çok küçük organizasyonlardan devlet gibi büyük organizasyonlara kadar bu çok farketmiyor.

Bir arkadaşımız bir organizasyon yapıyor. Sonuçta birileri memnun olmuyor, gayet doğaldır herkesi memnun edememek; ama katılım sürecinde bile gelip gelmeyeceğini doğru düzgün beyan etmeyen birisinin organizasyon hakkında ileri geri konuşmayı kendine hak görmesidir garip olan. Kapısının önünü temizlemeyenin, çöpünü gelişi güzel sokağa bırakan birinin şehrin ne kadar pis olmasından dem vurmasına da sıkça şahit oluruz.

Haydi şunu yapalım, bunu edelim şeklinde topluluk içinde konuşulduğu zaman herkes fikrini söyler; müthiş bir teşvik görürsünüz. Sanırsınız ki herkes el birliğiyle gayret gösterecek ve enbi organizasyonu gerçekleştiriceksiniz. İş başlamaya yakın bir bakarsınız ki ardınızda kimse yoktur. “Ya ben aslında yapsınlar demiştimci”lerdir ardınızdakiler. Konuşmanın dayanılmaz hafifliği.

Aralık 28, 2008   No Comments