Tarihi Eserlerin Duvarlarına Neden Yazı Yazılır?
Soru basit olduğu kadar cevabı da basit. Kişide vandalizm had safhada değilse tamamen bilmemekten ötürü.
Kadir abi ile birlikte cumartesi günü Üsküdar Toptaşı’nda bulunan Atik Valide Külliyesi‘ni fotoğraflamaya gittik. Bir Mimar Sinan eseri. Koca Sinan’ın az bilinen eserlerinden birisi. Mart ayında da gitmiştim daha evvel, sadece duvarlardaki yazılar değişmiş.
Önce Sıbyan Mektebi’ne gittik. O esnada karşımıza çıkan 10-12 yaşlarındaki çocuklara öğrenmelerine katkısı olsun diye “burası nedir çocuklar” diye bir soru sordum. Eski olduğundan bahsettiler ama bir fikirleri yoktu. O anda içlerinden birisi çocuktan al haberi misali öttü: Tuvalet ihtiyaçlarını orada gidermişler. Ben duvarında ihtiyaç giderdiler diye düşünürken meğer içine girmişler. “Gösterin bize nasıl girilir” derken içine girmeyi de öğrenmiş olduk. Çocuklara buranın öneminden bahsedip böyle şeyler yapmamalarını anlatarak ayrıldık. Umuyoruz ki bir etkisi olur.
Sonra külliye çevresinde dolanırken bolca duvar yazısı ile karşılaştık. Daha evvel yazılanların üstü badana edilince yenisini yazmışlar. Muhtemelen o bölgede yaşayan insanlar veya çocukları yapıyor bunu.
Niye sorusu beni epeydir düşündürüyor ve kendimce vardığım sonuç şu: Bilmiyorlar. Belki her gün gördükleri eserlerin adını bile bilmiyorlar. Öneminden ise bihaberler. Keşke sadece çocuklar olsa bu bilmeyenler.
Kasım 16, 2008 1 Comment
Farkında Olmadan Denizleri Kirletiyoruz
Denizleri nasıl kirlettiğimizi biliyoruz aslında. Elimizdeki pet şişeyi direkt denize atmasak bile bazen doğru yere atmadığımız için o bir şekilde denize ulaşıyor.
Bir de tabi direkt denize atıyoruz. Atana ses çıkarmıyoruz, sadece küfrediyoruz bazen içimizden bazen dışımızdan. Deniz kirliliği mühim bir sorun; çünkü dolaylı yoldan hepimizi etkiliyor; gerçi diğer kirlilikler etkilemiyor mu? Bir tek çocukların kirlenmesi güzeldir.
Fotoğraftaki yeri pek çok kişi bilir aslında. Daha bir kaç sene evvelinde oradan geçerken burnumuzu tıkardık. Birkaç gün önce geçtiğimizde hayli şaşırdım; çünkü hiç koku yoktu. Kim yapmış ise büyük bir işi başarmış Kurbağalıdere’de. Saygıyla eğilmek lazım önünde böyle kişi ve kurumların.
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nın orda bir köprü vardır dere üzerinde. O köprünün altına çöp toplama için bir çalışma yapmışlar.
Dereye bir şekilde ulaşan çöpler bu engele takılıyor ve oradan geçen üstelik de yabancı asıllı bir vatandaştan öğrendiğimize göre günlük olarak teknelerle alınıyormuş. Elbette zaman zaman bu engeli aşan çöpler olmuyor değil; onlar denize, Moda burnunun oralardan gidiyor. Ağırlıklı olarak pet şişe olmak üzere yüzlerce çeşit çöp var. Dereye kaçan 7-8 tane futbol, basketbol ve lastik top saydık.
Burada biriken çöpler biriktikçe bir çöp dağı oluşturuyor. Denizden gelen rüzgar ya da su akıntısının da etkisiyle dere içinde geziniyor bu dağ aynı zamanda.
Peki kim atıyor bu çöpleri?
Sen, ben, o, biz, hepimiz. Hiçbirimiz bundan sıyrılamayız. Pis ve saygısızız işte. Bu da belgesidir.
Kasım 16, 2008 No Comments
Perişan Haldeki Mimar Sinan Heykeli
Kimselerin pek bilmediği bu heykel Perşembe Pazarı sahil tarafında Sokollu Mehmet Paşa Camii’ne çok yakın olarak bulunmakta ama günümüzde metro inşaatı şantiyesi içerisinde kalmıştır. İstikameti Süleymaniye Camii olacak şekilde yerleştirilmiştir Koca Sinan’ın heykeli. Haluk Tezonar tarafından yapılmış 5 metre yüksekliğinde bronz bir heykel.
Evet maalesef rezalet bir durumda bulunmakta. Niye halen ordadır bilmiyorum, böyle bir eseri daha mühim bir yere taşımak akla mı gelmez? Kendimce önerim şu: Ya 50 metre kadar Galata Köprüsü’ne doğru, balıkçılara yakın bir noktaya; ya da Süleymaniye Camii’nin olduğu meydana, kurufasulyecilerin ön tarafına. Sonrasında internette yüzlerce fotoğrafını görürüz, bu kim diye ortaya atılan sorular insanları Koca Sinan’ı bilme konusunda bir gayrete sevkeder.
Kasım 16, 2008 No Comments




































