Mustafa’yı Seyrettikten Sonra…
Mustafa filmini seyrettim. İşkembeden atmayacağım izlemeden konuşanlar gibi.
Seyretmeden önce o kadar çok yorum okudum, TV’de konuşmaları dinledimki.
Biraz meraktan, biraz da arkadaşların toplu olarak gitme kararlarına uyarak filme gittim.
Filme ben bayıldım.
Mustafa’yı, Mustafa Kemal’i ve Atatürk’ü çok güzel içselleştirmiş bir film. Atatürk’e bir kez daha hayran oluyorsunuz. Samimiyetle bir Atatürk çizilmiş.
İnsanların taktıkları noktaları okudukça kafaların nasıl bir dogmatik kafese sıkıştığına bir kez daha şahit oluyorsunuz.
Atatürk yalnızmış. Zirveye ulaşmış bir adamın yalnızlığından doğal ne var? Filmde hayatı boyunca yalnızdı demiyor üstelik ki bu kadar kararlı bir insanın o dönemde de yalnız olması normal değil midir? Bu yalnızlk içsel bir yalnızlıktır.
Ömrünü cephelerde geçirmiş, memleketin salahiyeti için kurguladığı devrimleri gerçekleştirme yolunda tüm engelleri aşma kararlığındaki bir insanın yalnızlığından doğal ne var? Gündelik hayatınızda hadi 2-3 radikal karar alın ve uygulayın, bakın nasıl yalnız kalıyorsunuz.
Atatürk’ü sarhoş gösteriyormuş. Nasıl cephede savaştı o zaman gibi yorumlar okudum. Pes dedim. Filmde bu mu vardı?
Kürtlere özerklik, komünist ve islam birliği gibi sözleri bir dönemin siyasi manevraları olarak neden görülmez de, Ata’nın hayatının sonuna kadar böyle düşündüğünü ve hareket ettiğini düşünürler bu filmden.
Film okumayı bilmeyenlerin, izlediğini anlamadan ve hatta seyretmeden yorumlarda bulunanların Can Dündar’ı hain etmesi de ayrı bir doğal durum oldu güzel ülkemde.
Ve yorumlar, yorumlar. Filmden habersiz, filmden uzak yorumlar. Madem öyle bunu niye göstermedi diye filme getirilen eleştiriler.Ve en kötüsü de filmde hiç geçmeyen sahnelerin kafalarda kurgulanması ve bu doğrultuda eleştiriler yazılması.






























Yorum yok
Sen döktürmek ister misin?
Yorum yapın